/ Köşe Yazıları

Hamdi Abi-"Lütfen Ayağa Kalkar mısınız!"

“Lütfen-ayağa-kalkar-mısınız” diye bir slogan var ya, tezahürat korosunu idare edenlerce, “çekirdekçi” taraftarları bari bir defalığına üçlü çekmeleri için harekete geçirmekte kullanılıyor. Bu sloganda, dostça da olsa alaycı bir yan vardır; hatta bazen hafif tehdide de çalar: “ulan ‘lütfen’ diyoruz” gibi bir edayla…

İşte Hamdi abi, bu slogan icat edilmeden çok önce, “Lütfen ayağa kalkar mısınız”ın bedene bürünmüş haliydi. Tribünde kendi halinde oturmakta olanları, çekingen misafirleri sofrasına buyur eden bir davet sahibinin mükrim edasıyla tezahürata davet edişini hatırlıyorum. Asla rahatsızlık hissettirmeyen sahici bir “lütfen”le, gözündeki ışığın yaydığı “gazsız” heyecanla harekete getirirdi insanları. Onun davet ettiği üçlüye iştirak edenler, kendilerini güzel, zevkli bir şeye dahil edilmiş hissederek memnun olurlardı. Hamdi abi, “ağzınıza sağlık” diyerek, canı gönülden teşekkür ederdi zaten onlara.

Karıncaezmez Şevki’nin zamanlarında centilmen, “efendi”, zarif olmak daha kolaymış. Hamdi abi, bunun hiç kolay olmadığı çok berbat, çok hoyrat zamanlarda öyleydi. Hem “delikanlı” hem hep zarifti.

Benim gibi 90’ların başında Gençlerbirliği’ni takibe başlayanların taraftara dönüşmesinde, kaleci Okan, Kemal Yıldırım, Metin Diyadin, Kemalettin, Kona Moşe Kuşe veya şu bu parlak oyuncu kadar, Hamdi abiye duyduğumuz hayranlığın payı vardır. Başka yerlerde de, bir tribüncü “reis”in sunduğu “imkânlara” veya onun “karizmasına” kapılarak taraftar olan veya taraftarlığı sıkılaşanlar vardır elbette. Hamdi abinin kimseye tebessümünden başka bir imkân sağladığı yoktu ama kıymetini bilen için en güzel “imkân” da oydu işte. Onun da bir çeşit karizması vardı: babalanarak değil yumuşatarak, diklenerek değil dostça yaklaşarak güven veren, insana kendini bir cemaatin parçası hissettirmeye yarayan bir karizma. Hamdi abi, Abreg’in işaret ettiği gibi, reisliği ilga eden bir reisti.

Ankara dışında bulunduğumdan cenazesine katılamamış olmanın eksikliğiyle, önce kendime söylüyorum bunu: Onun hatırası önünde, “lütfen ayağa kalkar mısınız!”